Salı, Nisan 23, 2024

Ayetel Kürsi Okunuşu Türkçe Anlamı Ve Faydaları

-

- Advertisement -

Dinimizde büyük yeri olan Ayetel Kürsi duası birçok belanın savılması için okunmakla birlikte aynı zamanda da namazların bitişinin ardından duası toplanmak için okunan bir dua şeklinde karşımıza çıkar.

Peki, dinimizde bu kadar büyük bir öneme sahip derecede olan Ayetel Kürsi’nin Arapça okunuşundan Türkçe okunuşuna kadar ve hatta ne türde faydalar sağladığını biliyor muydunuz?

Bu makalede dua şeklinde okunan Ayetel Kürsi’nin ne anlama geldiğinden tutun da Arapça ve Ayetel Kürsi Türkçe okunuşu, aynı zamanda da bizlere ne gibi faydalarının olduğunu, öneminden ve faziletlerinden değindik. Hadi gelin bu makalemizde bu duayı ele alalım.

- Advertisement -

Ayetel Kürsi‘yi biz daha çok sadece dua olarak bilsek de, dua değil de Kuran’da bir ayete kerime olarak geçer ve öyle bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Ayetel Kürsi Kuranı Kerim ‘de geçen bir ayet olması ile birlikte önemli faziletleri bulunduğundan mutlaka okunması gereken bir ayet olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz.

Bu ayet olarak bilinen Ayetel Kürsi’yi ezberlemek kolay olarak gözükse de aslında bir kerede oturup ezberlenmesi zor bir ayettir. Ayetel Kürsi’yi ezberlemek isteyen kişiler ise Arapça okunuşundan ve aynı zamanda da Türkçe okunuşuna bakarak Diyanet’te meali bulanan Ayetel Kürsi okunabilir.

Ayetel Kürsi

Dua olarak bilinse de Ayetel Kürsi Kuranı Kerim’de Bakara suresinin içerisinde yer almakta olan 255. Ayeti olarak karşımıza çıkarken aynı zamanda da faziletlerinin büyük olması ile birlikte mutlaka okunması gereken ayetler arasında yer alır.

- Advertisement -

Ayetel Kürsi de diğer birçok ayet gibi büyük bir önem arz ettiğinden okunması durumunda belaların baştan savulacağı düşüncesi son derece hâkimdir.

İslam Dünyasında büyük bir öneme sahip olan Ayetel Kürsi anlamı itibariyle de İslam Dünyasında yer alan Tevhit inancını yani, Allah’ın var ve bir olduğunu, kudretini aynı zamanda da gücünün birer yansıması olarak kabul edilir. İslam dünyasında çok sık okunmakta olan Ayetel Kürsi ayetinin Medine’de indirildiği bilinmekte olup aynı zamanda da okunduğunda insanı son derece koruyan bir yapısının olduğu ve bereketi arttırdığı düşüncesi vardır.

Arapça şeklinde okunan Ayetel Kürsi’nin birçok faziletinin ve faydasının olduğu bilinmektedir.

- Advertisement -

Ayetel kürsi dua özelliği taşısa da okunduğunda güçlü ve etkili bir maneviyat etkisi yarattığından dolayı insanlar tarafından çok sık okunmakla birlikte, anlamı ile de Allah’ın varlığına işaret edilir. Müşriklerin yapmış olduğu hareketler sebebi ile indirilen bu ayet, Ayetlerin Efendisi olarak adlandırılan Peygamber Efendi’miz neticesinde indirilmiş bir ayet olarak karşımıza çıkar.

Ayetel Kürsi Ne Anlama Gelir?

Ayetel Kürsi’nin anlamına baktığımızda ise daha çok adından da anlaşılacağı üzere kürsi kelimesinden inmiş olan taht, hükümranlık ve kudret gibi anlamlara geldiği bilinmektedir.

Ayetel Kürsi’nin Arapça Okunuşu

Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühu sinetün velâ nevm,
lehu mâ fissemâvâti ve ma fil’ard. Men zellezî yeşfeu indehû illâ bi’iznih, ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bi’şey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azîm.

Ayetel Kürsi Okunuşu Türkçe Anlamı Ve Faydaları
Ayetel Kürsi Okunuşu Türkçe Anlamı Ve Faydaları

Ayetel Kürsi’nin Türkçe Okunuşu

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur.
Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?
O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir.
Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar.
Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.)
Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Ayetel Kürsi Kaç Kez Okunmalıdır?

Ayetel Kürsi’nin ne kadar okunması gerektiği ile ilgili kesin delil ve bilgiler olmasa da ayet sayısı kadar 17 defa da okunabilir ya da kelime âdeti kadar 50 defa da okunabilir. O noktada ise Ayetel Kürsi’yi günde kaç defa okuyabileceğini düşünüyor ise kişi o kadar okumalıdır. Fakat bilinenin aksine dediğimiz şekilde okumak daha yararlı olacaktır.

313 defa da okunabilen Ayetel Kürsi ayetinin amaçları arasında 313 defa okunmasının sebebi olarak genellikle Allah’ın rızasını tam anlamıyla alabilmek için yapıldığı söz konusudur diyebiliriz.

Ayetel Kürsi’yi 313 kere okumanın faziletlerinin ne olduğuna bakacak olur isek;

  • Ayetel Kürsiyi günde ya da hayırlı olan Cuma veyahut da Perşembe’yi cumaya bağlayan bu günlerde okuyan kişilerin daha koruma altında olduğunu ve kendisini daha güvenli hissetmesine yardımcı olduğu söylenir.
  • Ayetel Kürsi’yi çok fazla okuyan kişilerin genellikle Allah katında büyük bir değere sahip olduğu ve öldükten sonraki yaşamda yüksek makamlara ve mertebelerde olacağı söylenir.
  • Ayetel Kürsi’yi 313 defa okuyan kişilerine evine şeytan yerine meleğin uğradığı söylenen faziletler arasında yer aldığını söyleyebiliriz.
  • Aynı zamanda da bu duayı sık sık dillerinden düşürmeyen kişilerin istekleri ve arzularının en kısa sürede olduğu söylenmektedir.

Ayetel Kürsi Tefsiri

İçinde Allah’ın kürsüsü zikredildiği için “Âyetü’l-kürsî” adıyla anılan bu âyet hem muhtevası hem de üstün özellikleri sebebiyle dikkat çekmiş, hakkında hadisler vârit olmuş, çok okunmuş, şifa ve korunmaya vesile kılınmıştır. Kelime-i şehâdet ve İhlâs sûreleri nasıl İslâm inancının özünü ihtiva ediyor ve insanlara Allah Teâlâ’yı tanıtıyorsa Âyetü’l-kürsî de –onlardan daha geniş ve detaylı olarak– bu özelliği taşımaktadır. Bir önceki âyette peygamberlerin getirdiği bunca âyet ve “beyyine”ye (imana götüren işaret ve delil) rağmen insanların ihtilâfa düştükleri, kiminin küfrü kiminin imanı tercih ettiği zikredilmişti. İnsanı imana götüren deliller, aklını kullanarak üzerinde düşüneceği “kendisinde ve yakından uzağa çevresinde (enfüs ve âfâk)”, peygamberleri desteklemek üzere Allah’ın onlara lutfettiği mûcizelerde ve vahiy yoluyla yapılan “sağlam delillere dayalı sözlü açıklamalar”da görülmektedir. Bu âyet gerçek mâbudu arayanlar için eşsiz ve başka hiçbir kaynaktan elde edilemez bir açıklamadır, delildir.

Şevkânî’nin Buhârî, Müslim, Nesâî, Ahmed b. Hanbel gibi sahih kaynaklardan derlediği hadislerden birkaçı bile bu âyetin önemi hakkında bir fikir edinmeye yetecektir:

Hz. Peygamber, Übey b. Kâ‘b’a “Allah’ın kitabından hangi âyet en büyüğüdür” diye sorup “Âyetü’l-kürsî’dir” cevabını alınca onu tebrik etmiştir (Müslim, “Müsâfirîn”, 258).

Yine Übey’in hurmasına şeytana tâbi bir cin musallat olmuş; vermeyi, dağıtmayı seven Übey’i bundan vazgeçirmek üzere hurmayı aşırmaya başlamıştı. Übey mahlûku takip ederek yakaladı. Garip bir şekli vardı. Onunla konuşunca kimliğini ve maksadını anladı. Kendilerinden nasıl kurtulabileceğini sorunca “Bakara sûresindeki kürsü âyeti ile” dedi ve ekledi: “Onu akşamda okuyan sabaha kadar, sabahta okuyan akşama kadar bizden korunmuş olur.” Sabah olunca Übey durumu Hz. Peygamber’e aktardı. Resûlullah, “Habis doğru söylemiş” buyurdu.

Buhârî’de de Ebû Hüreyre’den naklen yukarıdakine yakın bir rivayet vardır. Hz. Peygamber’e hadiseyi anlatınca şeytan olduğunu öğrendiği hırsız Ebû Hüreyre’ye şöyle demiştir: “Yatağına yatınca Âyetü’l-kürsî’yi oku, devamlı olarak Allah’tan bir koruyucun olacak ve sabaha kadar sana şeytan yaklaşamayacaktır.”

Allah varlığı ezelî, ebedî, zaruri ve kendinden olan, her şeyi yaratan, her şeyin mâliki ve mukadderatının hâkimi, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan… yüce mevlânın öz ismidir. Bu öz isim zikredildikten sonra hem O’nun vahdâniyeti (birliği, tekliği) hem de İslâm’ın getirdiği imanın tevhid (Allah’ı birleme, bir bilme) özelliği açıklanmak üzere “O’ndan başka tanrı yoktur” buyurulmuştur.

Müşrikler elleriyle yaptıkları putlara tapmakta idiler. Bunlar cansız eşyadan yapılırdı. Canı bile olmayan varlığın ilâh olamayacağını ifade etmek üzere hemen arkasından “O diridir” buyurulmuştur. Evet, Allah diridir, O’nun hayat sıfatı vardır ve tıpkı diğer isimleri ve sıfatları gibi bunun da mahiyetini ancak kendisi bilmektedir.

Gerek Araplardaki gerekse diğer kavimlerdeki müşriklerin çoğu büyük bir Allah’a inanmakla beraber bunun yanında –her birine bir işlev tanıdıkları– sözde tanrılara inanmışlardır. Bu inanç tevhide aykırıdır. Tevhidi açıklayarak başlayan âyet, Allah Teâlâ’nın “kayyûm” sıfatını zikrederek “küçük, aracı, özel görevli… Tanrılara gerek bulunmadığını ifade etmektedir. Çünkü kayyûm, “bütün varlıkları görüp gözeten, yöneten, bir an bile onları bilgi ve ilgisi dışında tutmayan” demektir.

“Onu ne uyku basar ne uyur” cümlesi, hay ve kayyûm sıfatlarını pekiştirmekte ve biraz daha anlaşılmasını sağlamaktadır. Uyku basan veya fiilen uyuyan birinin gözetim, yönetim, koruma gibi işleri yerine getirmesi mümkün değildir. Allah Teâlâ’nın kayyûmluğu kâmil ve kesintisiz olduğuna, daha doğrusu kayyûm sıfatı bunu ifade ettiğine göre O’nu ne uyku basar ne de uyur.

Yerde ve gökte ne varsa –başka hiçbir kimseye değil– O’na aittir; yaratanı da gerçek sahibi de O’dur. Âyetin bu mânayı ifade eden parçası “Yalnız O’na aittir” kısmıyla tevhidi öğretirken “başkasına değil” manasıyla de şirkin çeşitlerini reddetmektedir. Çünkü müşrik toplumlar varlıkları yaratılış, aidiyet ve yetki bakımlarından çeşitli tanrılar arasında paylaştırmışlar; meselâ yıldız, gök, yer… Tanrılarından söz etmişlerdir. “Yerde ve gökte” tabiri Arapça’da “bütün varlıklar” mânasında kullanılmakta, adına yer ve gök denilmeyen veya maddî mânada yere ve göğe dâhil bulunmayan mekânlar ve buradaki varlıklar da bu ifadenin içine girmektedir.

Allah’a ortak koşan kâfirlerin bir kısmı, bu ortakların O’na denk olduklarına değil, O’nun nezdinde reddedilemez şefaat, geri çevrilemez aracılık hakkına sahip bulunduklarına inanmakta ve putlara bu anlayış içinde tapınmaktadırlar. “Allah katında, O izin vermedikçe hiçbir kimse şefaat edemez” mânasındaki cümle bu inancın asılsızlığını ortaya koymakta; şefaatin de izne bağlı bulunduğunu, O izin vermedikçe ve dilemedikçe kimsenin böyle bir yetki ve imkâna sahip olamayacağını özlü ve etkili bir şekilde zihinlere yerleştirmektedir. Allah katında kendisine şefaat izni verilenlerin durumu ve yetkileri, ödül törenlerinde ödülleri vermek üzere kürsüye çağrılan şeref konuklarınınkine benzemektedir. Ödülün kime verileceğini bilen ve belirleyen onlar değildir. Ancak bu merasimi tertipleyenlere göre onlar, şerefli, saygıya lâyık, büyük kimseler olduklarından kendilerine böyle bir imtiyaz verilmiştir. Allah katında şefaatlerine izin verilecek olanlar da Allah’a yakın ve sevgili kullar olacaktır.

Allah’tan başka bütün şuur ve bilgi sahiplerinin bilgileri sınırlıdır, doğru da yanlış da olmaya açıktır. Bu genel gerçek şefaat meselesine uygulandığında kimin şefaate lâyık olduğunun da ancak Allah tarafından bilineceği anlaşılır. Çünkü dış görünüşü (mâ beyne eydîhim) itibariyle şefaate lâyık görülenlerin, kullar tarafından görülemeyen ve bilinemeyen iç yüzleri (mâ halfehüm) itibariyle böyle olmamaları mümkündür. Allah birdir ve yalnızca O ibadete lâyıktır; çünkü O’ndan başka olmuşu, olacağı, gizliyi, açığı, geçmişi, geleceği, görüleni, gaybı bilen yoktur.

Kürsî (kürsü), “koltuk, sandalye, taht” anlamlarına gelir. Mecazi olarak saltanat, hükümranlık, mülk mânalarında da kullanılmaktadır. Allah Teâlâ’nın üzerine oturulan maddî alet mânasında kürsüsü olamayacağından –bu O’nun bizzat açıkladığı yüce sıfatlarına aykırı düştüğünden– burada kürsüden bir başka mânanın kastedilmiş olması gerekir. Esasen Kur’an’da Allah’a nisbet edilen, “Allah’ın…” denilen her şeyi, O’nun varlığına dâhil veya kullandığı bir şey olarak anlamak da doğru değildir. Meselâ “Allah’ın evi, Allah’ın ruhu, Allah’ın emri, Allah’ın kölesi” tamlamalarında Allah’a ait olan şeyler böyledir. Bunlar ne O’nun varlığının bir parçasıdır ne de kullandığı araçlardır; önem ve şereflerinden dolayı O’nun” diye tanımlanmışlardır. İbn Abbas’a göre kürsüden maksat ilimdir. O’nun ilmi her şeyi kaplar. Âyetin bu kısmını, “kürsüden maksat O’nun hükümranlığıdır ve buna sınır yoktur, hiçbir şey O’nun dışında kalamaz” veya “Allah semavatı, arzı, arşı Kur’an’da zikretmiş, fakat bunlardan maksadın ne olduğunu açıklamamıştır. Kürsüsü de böyle bir varlıktır, yerleri ve gökleri içine alacak kadar geniştir. Ne ve nasıl olduğunu ise ancak kendisi bilmektedir” şeklinde anlamak mümkündür.

Yüce, kâmil, eşsiz sıfatlarının bir kısmı âyette zikredilen yüce Allah’a, kulların sonsuz gibi gördükleri kâinatı korumak, gözetmek ve yönetmek elbette güç gelmeyecek, O’nu yormayacak, meşgul bile etmeyecektir. Çünkü O yücelerden yücedir, kimse bilmez nicedir.

Ayetel Kürsi’nin Konusu

10 ayetten oluşan dua özelliği taşımakta olan Ayetel Kürsi, içerisinde ise Allah’ın kürsüsü olarak nitelendirilen kürsi kelimesinden türeyip indirilmiş olan bu ayetin konusuna baktığımızda ise, Allah’ın varlığını ve birliğini ele alan, İslam’ın bütün unsurlarını içerdiğini ve esas aldığını söyleyebiliriz.

Allah’ın varlığından ve birliğinden bahseden bu ayette aynı zamanda Peygamber Efendimiz de Ayetlerin Efendisi olarak anılmış ve geçmiştir.

Ayetel Kürsi Namazda Okunur Mu?

Ayetel Kürsi her zaman okunabilmekte olan bir ayet olup fakat daha çok insanların başı derde girince ya da bolluk, bereket için edilen bir dua çeşidi olarak karşımıza çıkar. Ayetel Kürsi her yerde okunabilmesi makbul olduğu gibi, namazların bitişinin ardından genellikle selam verdikten sonra namazın duasını toplamak amacıyla okunan bir dua olmak ile birlikte daha çok ise, farz namazların arkasından okunması ayrıca faziletli ve sevap olarak görülür.

Peygamber efendimizin geçen hadisinde de bu çok açık bir şekilde dile getirilmiştir;

 “Kim farz olan her namazın ardından Ayetel Kürsi okursa ondan sonraki namaza kadar mahfuz kalır”

Bu hadiste açıklandığı gibi farz namazlarının arkasından edilen her dua kadar Ayetel Kürsi de büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Ayetel Kürsi Ne İçin Okunur?

Ayetel Kürsi İslam dünyasında önemli olan ve ayrıca da günlük hayatta sadece faziletli ve hayırlı günlerde okumakla da kalmayıp her daim okunması gereken dualar arasında yer alır. Hal böyle olunca Ayetel Kürsi duası sadece kötü zamanlarda okunması gereken bir dua olarak bilinse bile aslında bu dua bereket olması için ya da şifa sebebiyle de okunur. Aynı zamanda sıkıntılardan kurtulabilmek adına da okunması ile birlikte isteklerin ve arzuların gerçekleşmesi içinde okunmakta olan bir dua olarak karşımıza çıkar. Özellikle de kendilerine kem gözle bakan kişilere nazar değmesi sonucunda ya da bir şeyden, bir durumdan korkulduğunda da okunmasında fayda vardır.

Ayetel Kürsi Hakkındaki Hadisler

Ebu Davud’un aktardığına göre; Rasulullah (s.a.s.) Ka’b oğlu Ubey’e, “ezberlediğin ayetler içerisinde en yüce olan hangisi” diye sormuştur. Ubey: “Allah ve Resulu daha iyi bilir” şeklinde cevap verince Peygamber Efendimiz soruyu tekrar etmiştir. Ubey bunun üzerine, bu ayetin “Allahu lâ ilâhe illâhüve’l-Hayyu’l-Kayyûm” olduğunu söylemiştir. Peygamberimiz bu cevap üzerine mutlu olmuştur. Ubey’in göğsüne vurarak;

“Ey Ebû Münzir! İlim sana kutlu olsun.” buyurmuştur.
Müslim ve İbn Hanbel’in aktardığın göre; “Birisi Hz. Peygamber’e gelip Kur’an’ın en faziletli ayeti hangisidir?’ diye sordu. Rasulullah efendimiz şöyle buyurdu:
“Âllah’u Lâilâhe illâ huve’l-Hayyu’l-Kayyûm…

Tirmizi’nin aktardığına göre Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur; “Âyetü’l-Kürsî Kur’ân âyetlerinin şahıdır.”

Tirmizi’nin aktardığına göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur; “Kur’an’ın en faziletli ayeti Bakara suresindeki Âyetü’l-Kürsi’dir. Bu ayet bir evde okunur.

Allah varlığı ezelî, ebedî, zaruri ve kendinden olan, her şeyi yaratan, her şeyin mâliki ve mukadderatının hâkimi, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan… yüce mevlânın öz ismidir. Bu öz isim zikredildikten sonra hem O’nun vahdâniyeti (birliği, tekliği) hem de İslâm’ın getirdiği imanın tevhid (Allah’ı birleme, bir bilme) özelliği açıklanmak üzere “O’ndan başka tanrı yoktur” buyurulmuştur.

Buhârî’de de Ebû Hüreyre’den naklen yukarıdakine yakın bir rivayet vardır. Hz. Peygamber’e hadiseyi anlatınca şeytan olduğunu öğrendiği hırsız Ebû Hüreyre’ye şöyle demiştir: “Yatağına yatınca Âyetü’l-kürsî’yi oku, devamlı olarak Allah’tan bir koruyucun olacak ve sabaha kadar sana şeytan yaklaşamayacaktır.”

Yine Übey’in hurmasına şeytana tâbi bir cin musallat olmuş; vermeyi, dağıtmayı seven Übey’i bundan vazgeçirmek üzere hurmayı aşırmaya başlamıştı. Übey mahlûku takip ederek yakaladı. Garip bir şekli vardı. Onunla konuşunca kimliğini ve maksadını anladı. Kendilerinden nasıl kurtulabileceğini sorunca “Bakara sûresindeki kürsü âyeti ile” dedi ve ekledi: “Onu akşamda okuyan sabaha kadar, sabahta okuyan akşama kadar bizden korunmuş olur.” Sabah olunca Übey durumu Hz. Peygamber’e aktardı. Resûlullah, “Habis doğru söylemiş” buyurdu.

Hz. Peygamber, Übey b. Kâ‘b’a “Allah’ın kitabından hangi âyet en büyüğüdür” diye sorup “Âyetü’l-kürsî’dir” cevabını alınca onu tebrik etmiştir (Müslim, “Müsâfirîn”, 258).

Ayetel Kürsi Hangi Durumlarda Okunmaz?

Ayetel Kürsi genel olarak her zaman okunsa da bazı durumlarda okunmayabilir. Ayetel Kürsi’nin okunmadığı zaman dilimleri genellikle hayızlık dönemi yani regl dönemi olarak ifade edilebilir. Bu dönemde Ayetel Kürsi’nin okunması doğru olmamakla birlikte aynı zamanda sadece gusül abdestinin alınması ile Ayetel Kürsi’nin okunması doğrudur.

Ayetel Kürsi Abdestsiz Okunabilir Mi?

Kuran ayeti olduğu için Ayetel Kürsi’nin abdestsiz okunması son derece yanlış bir davranış şeklidir. Kuran ayetleri abdestsiz bir şekilde okunmamaktadır. Ayetel bir dua olarak bilindiği için abdestsiz okunabileceği düşünülse de ayet özelliği taşımasından dolayı okunmaz. Sadece Kuran’ı Kerimdeki sureleri dokunmadan ve abdestsiz bir şekilde okunulmasına izin vardır.

Ayetel Kürsi’nin Faziletleri Nelerdir?

Her şeyin bir şerefi var. Kur’an-ı Kerim’in şerefesi de Bakara suresidir. Bu surede bir ayet vardır ki, Kur’an ayetlerinin efendisidir: “Ayetü’l Kürsi“

Evinde, Fatiha ve Ayetel Kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez. Nazar değmez. (Deylemi)

Her farz namazdan sonra Ayetel Kürsi’yi okuyanın cennete girmesi için hiçbir engel yoktur. (Nesai)

Ayetel Kürsi ayetlerin seyyididir. Bir yerde okununca şeytan orada tutunamayıp mutlaka çıkar. (Hâkim)

Ayetel Kürsi En Uzun Sure Mi?

Ayetel Kürsi, son derece faziletli ve faydalı bir sure olmakla birlikte aynı zamanda da Kuranı Kerim’in en uzun ayeti içerisinde yer almaz. Kuranı Kerim’in en uzun ayeti içerisinde muayide ayeti olarak geçmektedir.

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

Related Stories